    EriÅ&#159;im KolaylÄ±Ä&#159;Ä± AraÃ§larÄ±

            

- Renkleri Ters Ã&#135;evir
- Tekli Renk
- Koyu Kontrast
- AÃ§Ä±k Renk Kontrast
- DÃ¼Å&#159;Ã¼k Doygunluk
- YÃ¼ksek Doygunluk
- BaÄ&#159;lantÄ± VurgulamasÄ±
- BaÅ&#159;lÄ±k VurgulamasÄ±
- Ekran Okuyucu
- Okuma Kipi
- Ä°Ã§erik Ã&#150;lÃ§ekleme  100%
- YazÄ± Boyutu  100%
- SatÄ±r YÃ¼ksekliÄ&#159;i  100%
- Harf BoÅ&#159;luÄ&#159;u  100%

 [  ](https://dj-extensions.com) [Web Accessibility plugin](https://dj-extensions.com/yootheme/dj-accessibility) by DJ-Extensions.com 





 ![FuzÃ»lÃ® kimdir, hayatÄ±, kiÅ&#159;iliÄ&#159;i, eserleri...](/images/genel/fuzuli/fuzuli.jpg)#  Fuzuli, HayatÄ±, Eserleri 







16\. yÃ¼zyÄ±l OsmanlÄ± dÃ¶nemi Å&#159;airi Fuzuli kimdir, hayatÄ±, kiÅ&#159;iliÄ&#159;i, eserleri hakÄ±ndaki bilgiler nelerdir?

HayatÄ±yla ilgili bilgiler Ã§ok azdÄ±r. AsÄ±l adÄ±nÄ±n Mehmed, babasÄ±nÄ±n adÄ±nÄ±n SÃ¼leyman olduÄ&#159;u bilinmekle beraber hangi tarihte ve nerede doÄ&#159;duÄ&#159;u hakkÄ±nda kesin bilgi yoktur. Mevcut kaynaklar onun BaÄ&#159;dat civarÄ±nda doÄ&#159;duÄ&#159;unu kaydederse de belli bir yer Ã¼zerinde birleÅ&#159;emezler. LatÃ®fÃ®, AhdÃ®, SÃ¢m Mirza, Ã&#130;lÃ® Mustafa ve Ã&#130;Å&#159;Ä±k Ã&#135;elebi, bazÄ± Å&#159;iirlerinde geÃ§en â&#128;&#156;BaÄ&#159;dÃ¢dÃ®â&#128;&#157; ifadesinden ve genellikle FuzÃ»lÃ®-yi BaÄ&#159;dÃ¢dÃ® diye anÄ±lmasÄ±ndan hareketle onun BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;ta doÄ&#159;duÄ&#159;unu sÃ¶ylerler. KÄ±nalÄ±zÃ¢de Hasan Ã&#135;elebiâ&#128;&#153;ye gÃ¶re Hilleâ&#128;&#153;de, RiyÃ¢zÃ®â&#128;&#153;ye gÃ¶re de KerbelÃ¢â&#128;&#153;da dÃ¼nyaya gelmiÅ&#159;tir. Ancak Å&#159;airin bizzat kendisinin TÃ¼rkÃ§e divanÄ±nda birkaÃ§ yerde BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;Ä± â&#128;&#156;diyÃ¢r-Ä± gurbetâ&#128;&#157; saymasÄ±, SÃ¢dÄ±kÄ«-i KitÃ¢bdÃ¢râ&#128;&#153;Ä±n ondan bahsederken, â&#128;&#156;Ä°brÃ¢him Han hizmetinde BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;a varÄ±pâ&#128;&#157; ifadesini kullanmasÄ± doÄ&#159;um yerinin BaÄ&#159;dat dÄ±Å&#159;Ä±nda bir yer olduÄ&#159;una delil sayÄ±lmÄ±Å&#159;tÄ±r. Muallim NÃ¢ci, FÃ¢ik ReÅ&#159;ad ve Å&#158;emseddin SÃ¢mi gibi Tanzimat sonrasÄ± mÃ¼ellifleriyle Elias John Wilkinson Gibbâ&#128;&#153;in onu Hilleli, Alessio Bombaciâ&#128;&#153;nin Necefli gÃ¶stermesi de ihtimalden Ã¶teye gitmemektedir. Ä°brÃ¢him DakÅ«kÄ« ise Å&#159;airin eserlerinde kullandÄ±Ä&#159;Ä± bazÄ± kelimelerden hareketle onun KerkÃ¼k veya dolaylarÄ±nda doÄ&#159;duÄ&#159;unu ileri sÃ¼rer. BÃ¼tÃ¼n bu ihtimaller arasÄ±nda, Ã¶zellikle TÃ¼rkÃ§e ve FarsÃ§a divanlarÄ±nÄ±n mukaddimelerinde yer alan ifadelerle bir kÄ±sÄ±m Å&#159;iirleri dikkate alÄ±narak KerbelÃ¢â&#128;&#153;da doÄ&#159;muÅ&#159; olacaÄ&#159;Ä±nÄ±n gerÃ§eÄ&#159;e daha yakÄ±n bulunduÄ&#159;u sÃ¶ylenebilir.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin doÄ&#159;um yÄ±lÄ± olarak gÃ¶sterilen tarihler de doÄ&#159;um yeri gibi birbirinden farklÄ±dÄ±r. YakÄ±n zamana kadar kabul gÃ¶ren 900 (1495) tarihiyle EbÃ¼zziyÃ¢ Mehmed Tevfikâ&#128;&#153;in verdiÄ&#159;i 910 (1504-1505) tarihi herhangi ciddi bir belgeye dayanmamaktadÄ±r. Ä°brÃ¢him DakÅ«kÄ«, â&#128;&#156;MenÅ&#159;e ve mevlidim IrÃ¢kâ&#128;&#157; cÃ¼mlesinden hareketle onun bu ibarenin ebcedle karÅ&#159;Ä±lÄ±Ä&#159;Ä± olan 888 (1483) yÄ±lÄ±nda doÄ&#159;duÄ&#159;unu ileri sÃ¼rmektedir. FarsÃ§a divanÄ±nda yer alan â&#128;&#156;Elvend Bey Medhindeâ&#128;&#157; adlÄ± bir kaside ile baÅ&#159;ka bir kasidesinde elli yÄ±ldan beri Å&#159;iir yazdÄ±Ä&#159;Ä±nÄ± belirtmesinden hareket ederek Å&#159;airin bÃ¼yÃ¼k bir ihtimalle 1480â&#128;&#153;de veya bu tarihten birkaÃ§ yÄ±l sonra doÄ&#159;muÅ&#159; olduÄ&#159;u sÃ¶ylenebilir.

FuzÃ»lÃ® menÅ&#159;e itibariyle, Akkoyunlular devrinde ve bu hÃ¢nedanÄ±n idaresi altÄ±nda IrÃ¢k-Ä± Arab adÄ± verilen bÃ¶lgede yaÅ&#159;ayan Akkoyunlu TÃ¼rkmenleriâ&#128;&#153;nin Bayat boyundandÄ±r. Ã&#156;skÃ¼dar HacÄ± Selim AÄ&#159;a KÃ¼tÃ¼phanesiâ&#128;&#153;nde bulunan bir HadÃ®katÃ¼â&#128;&#153;s-suadÃ¢ yazmasÄ±nÄ±n ketebesindeki kayda gÃ¶re â&#128;&#156;Tatar asÄ±llÄ±â&#128;&#157; olduÄ&#159;u Å&#159;eklindeki ifadenin â&#128;&#156;TÃ¼rkâ&#128;&#157; anlamÄ±nda kullanÄ±ldÄ±Ä&#159;Ä± tahmin edilmektedir.

Ã&#135;aÄ&#159;daÅ&#159;Ä± kaynaklarÄ±n asÄ±l adÄ±nÄ± yazmayÄ±p daha Ã§ok MevlÃ¢nÃ¢ FuzÃ»lÃ® veya FuzÃ»lÃ®-yi BaÄ&#159;dÃ¢dÃ® mahlas ve nisbesi altÄ±nda hal tercÃ¼mesini verdikleri Å&#159;airin asÄ±l adÄ±yla babasÄ±nÄ±n adÄ±nÄ± ilk defa KÃ¢tib Ã&#135;elebi KeÅ&#159;fÃ¼â&#128;&#153;áº&#147;-áº&#147;unÃ»nâ&#128;&#153;da belirtmiÅ&#159;tir. Å&#158;airin mahlasÄ± olan FuzÃ»lÃ® kelimesi, hem â&#128;&#156;kendini ilgilendirmeyen iÅ&#159;lere karÄ±Å&#159;Ä±p lÃ¼zumsuz sÃ¶zler sÃ¶yleyen kimseâ&#128;&#157;, hem de â&#128;&#156;yÃ¼ce, Ã¼stÃ¼n, erdemliâ&#128;&#157; anlamÄ±na gelmektedir. Å&#158;air bu mahlasÄ± niÃ§in seÃ§tiÄ&#159;ini FarsÃ§a divanÄ±nÄ±n Ã¶nsÃ¶zÃ¼nde Å&#159;u Å&#159;ekilde aÃ§Ä±klamaktadÄ±r: â&#128;&#156;Å&#158;iire baÅ&#159;larken gÃ¼nlerce bir mahlas almak yolunda dÃ¼Å&#159;Ã¼ndÃ¼m. SeÃ§tiÄ&#159;im mahlasa bir mÃ¼ddet sonra bir ortak Ã§Ä±ktÄ±Ä&#159;Ä± iÃ§in bir baÅ&#159;ka mahlas alÄ±yordum. Nihayet benden Ã¶nce gelen Å&#159;airlerin ibareleri deÄ&#159;il mahlaslarÄ± kapÄ±Å&#159;tÄ±klarÄ±nÄ± anladÄ±m. KarÄ±Å&#159;Ä±klÄ±Ä&#159;Ä± ortadan kaldÄ±rmak Ã¼zere FuzÃ»lÃ® mahlasÄ±nÄ± seÃ§tim. Bu adÄ± kimsenin sevmeyeceÄ&#159;ini ve bu sebeple almayacaÄ&#159;Ä±nÄ± tahmin ettiÄ&#159;im iÃ§in adaÅ&#159;lÄ±k endiÅ&#159;esinden kurtuldum. AyrÄ±ca ben, Allahâ&#128;&#153;Ä±n inÃ¢yetiyle bÃ¼tÃ¼n ilim ve fenleri nefsinde toplamÄ±Å&#159; bir insan olarak geÃ§iniyordum. MahlasÄ±m bu amacÄ± da iÃ§ine alÄ±r.â&#128;&#157;

Å&#158;airin babasÄ±nÄ±n Hille mÃ¼ftÃ¼sÃ¼ olduÄ&#159;u, ilk bilgileri babasÄ±ndan aldÄ±Ä&#159;Ä±, daha sonra Rahmetullah adlÄ± bir hocadan ders gÃ¶rdÃ¼Ä&#159;Ã¼, hatta hocasÄ±nÄ±n kÄ±zÄ±na Ã¢Å&#159;Ä±k olduktan sonra Å&#159;iir yazmaya baÅ&#159;ladÄ±Ä&#159;Ä± Å&#159;eklindeki rivayetlerin doÄ&#159;ruluk derecesi bilinmemektedir. Fakat FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;iirlerindeki izlerden, ilk edebÃ® zevkini Ã&#130;zerÃ® edebiyatÄ±nÄ±n Ã¼nlÃ¼ ismi HabÃ®bÃ®â&#128;&#153;den aldÄ±Ä&#159;Ä± tahmin edilmektedir. FuzÃ»lÃ® tahsil hayatÄ± sÄ±rasÄ±nda, muhitin de uygun oluÅ&#159;u sayesinde ArapÃ§a ve FarsÃ§aâ&#128;&#153;yÄ± bu dillerde kusursuz eser yazabilecek ve Å&#159;iir sÃ¶yleyebilecek derecede Ã¶Ä&#159;renmiÅ&#159;tir. Nitekim TÃ¼rkÃ§e divanÄ±nÄ±n mukaddimesinde ilmÃ® faaliyeti hakkÄ±nda bazÄ± bilgiler verirken Å&#159;unlarÄ± sÃ¶yler: â&#128;&#156;Epey bir zaman hayatÄ±mÄ± aklÃ® ve naklÃ® ilimleri elde etmeye, Ã¶mrÃ¼mÃ¼ hikemÃ® ve hendesÃ® bilgiler edinmeye harcadÄ±m. Sonra tefsir ve hadis ilimleriyle meÅ&#159;gul oldum.â&#128;&#157; FarsÃ§a divanÄ±nÄ±n mukaddimesinde de yaratÄ±lÄ±Å&#159;Ä±ndaki sanatkÃ¢rlÄ±k kabiliyeti dolayÄ±sÄ±yla genÃ§liÄ&#159;inde kendini Å&#159;iire fazlaca kaptÄ±rdÄ±Ä&#159;Ä±nÄ±, fakat ilme karÅ&#159;Ä± duyduÄ&#159;u arzunun kendisini frenlediÄ&#159;ini belirtir.

Å&#158;ah Ä°smÃ¢il 914â&#128;&#153;te (1508) BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;Ä± ele geÃ§irip MÃ¼Å&#159;aâ&#128;&#152;Å&#159;aÃ® Devletiâ&#128;&#153;ni ortadan kaldÄ±rdÄ±Ä&#159;Ä± zaman FuzÃ»lÃ® bilhassa edebiyat alanÄ±nda oldukÃ§a gÃ¶zde ve Ã§evresinde tanÄ±nmÄ±Å&#159; genÃ§ bir Å&#159;airdi. SafevÃ® Devletiâ&#128;&#153;nin kurucusu olan Å&#158;ah Ä°smÃ¢ilâ&#128;&#153;in, Horasan taraflarÄ±nda Ã&#150;zbek asÄ±llÄ± Å&#158;eybak Hanâ&#128;&#153;Ä± maÄ&#159;lÃ»p ederek ortadan kaldÄ±rdÄ±ktan sonra kafasÄ±nÄ± Å&#159;arap kadehi yaptÄ±Ä&#159;Ä± bilinmektedir. FuzÃ»lÃ® ilk eserlerinden biri olan Beng Ã¼ BÃ¢deâ&#128;&#153;yi hayranlÄ±k ve takdir ifade eden beyitlerle Å&#158;ah Ä°smÃ¢ilâ&#128;&#153;e ithaf etmiÅ&#159;, eserinde bu tarihÃ® hadiseye de iÅ&#159;arette bulunmuÅ&#159;tur. Ancak Ä°brÃ¢him DakÅ«kÄ« FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin ArapÃ§a kasidelerinden hareketle, kÄ±sa bir sÃ¼re himayesine girdiÄ&#159;i devrin MuÅ&#159;aâ&#128;&#152;Å&#159;aÃ® HÃ¼kÃ¼mdarÄ± Ali b. Muhsin b. Muhammed b. FelÃ¢hâ&#128;&#153;la olan yakÄ±nlÄ±Ä&#159;Ä±nÄ±n izlerini ortadan kaldÄ±rmak iÃ§in, esrara dÃ¼Å&#159;kÃ¼nlÃ¼Ä&#159;Ã¼yle tanÄ±nan bu hÃ¼kÃ¼mdarla Å&#159;araba dÃ¼Å&#159;kÃ¼nlÃ¼Ä&#159;Ã¼ bilinen Ä°smÃ¢il SafevÃ®â&#128;&#153;nin mÃ¼cadelesini konu alan Beng Ã¼ BÃ¢deâ&#128;&#153;yi yazdÄ±Ä&#159;Ä±nÄ± belirtmektedir. Bir sÃ¼re sonra SafevÃ®lerâ&#128;&#153;in BaÄ&#159;dat valilerinden Ä°brÃ¢him Han Musulluâ&#128;&#153;nun KerbelÃ¢ ve Necefâ&#128;&#153;i ziyareti sÄ±rasÄ±nda onunla tanÄ±Å&#159;an Å&#159;air birlikte BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;a gitmiÅ&#159;, kendisine sunduÄ&#159;u iki kaside ve bir terciibend ile Ã¶vgÃ¼lerde bulunmuÅ&#159;tur. Ä°brÃ¢him Han tarafÄ±ndan az Ã§ok himaye gÃ¶rdÃ¼Ä&#159;Ã¼ anlaÅ&#159;Ä±lan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin, Ä°brÃ¢him Hanâ&#128;&#153;Ä±n, yeÄ&#159;eni ZÃ¼lfikar tarafÄ±ndan ortadan kaldÄ±rÄ±lmasÄ± Ã¼zerine muhtemelen tekrar Hilleâ&#128;&#153;ye geri dÃ¶nmesi, SafevÃ® ileri gelenleri arasÄ±nda herhangi bir hÃ¢mi bulamamasÄ±ndan olabilir.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin 1527 yÄ±lÄ±ndan baÅ&#159;layarak KanÃ»nÃ® Sultan SÃ¼leymanâ&#128;&#153;Ä±n 1534â&#128;&#153;te BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;Ä± fethine kadar geÃ§en sÃ¼rede nasÄ±l yaÅ&#159;adÄ±Ä&#159;Ä± bilinmemektedir. KanÃ»nÃ® BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;Ä± fethedince, â&#128;&#156;Geldi burc-Ä± evliyÃ¢ya pÃ¢diÅ&#159;Ã¢h-Ä± nÃ¢mdÃ¢râ&#128;&#157; tarih mÄ±sraÄ±nÄ± da ihtiva eden meÅ&#159;hur kasidesiyle beraber padiÅ&#159;aha beÅ&#159; kaside takdim etmiÅ&#159;, Sadrazam Makbul Ä°brÃ¢him PaÅ&#159;a, Kazasker AbdÃ¼lkÄ&#129;dir Ã&#135;elebi, NiÅ&#159;ancÄ± CelÃ¢lzÃ¢de Mustafa Ã&#135;elebi gibi Å&#159;ahsiyetlere de kasideler sunarak bu defa OsmanlÄ± devlet adamlarÄ±nÄ±n himayesine girmeye Ã§alÄ±Å&#159;mÄ±Å&#159;tÄ±r. AyrÄ±ca BaÄ&#159;dat seferine katÄ±lan Å&#159;airlerden HayÃ¢lÃ® Bey ve TaÅ&#159;lÄ±calÄ± YahyÃ¢ Beyâ&#128;&#153;le de tanÄ±Å&#159;tÄ±Ä&#159;Ä± ve onlarla dostane mÃ¼nasebetler kurduÄ&#159;u kaynaklarda belirtilmektedir. KanÃ»nÃ® daha BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;tan ayrÄ±lmadan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;ye evkaftan maaÅ&#159; baÄ&#159;lanacaÄ&#159;Ä±na dair sÃ¶z verilmiÅ&#159;, fakat sonradan bu maaÅ&#159; gÃ¼ndelik 9 akÃ§e gibi onun azÄ±msadÄ±Ä&#159;Ä± bir miktardan ibaret kalmÄ±Å&#159; ve evkafÄ±n artan gelirinden tahsis edilmek suretiyle yeni bir ilÃ¢ve gerÃ§ekleÅ&#159;miÅ&#159;, ancak Å&#159;air yine de Ã¼nlÃ¼ â&#128;&#156;Å&#158;ikÃ¢yetnÃ¢meâ&#128;&#157;sini kaleme alarak memnuniyetsizliÄ&#159;ini belirtmiÅ&#159;tir. Daha sonra maaÅ&#159; hususundaki gÃ¼Ã§lÃ¼klerin giderildiÄ&#159;i, beratta belirtilen gÃ¼nlÃ¼k istihkakÄ±n bir sÃ¼re gecikmeyle de olsa kendisine verildiÄ&#159;i anlaÅ&#159;Ä±lmaktadÄ±r. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin bundan baÅ&#159;ka Musul MirlivÃ¢sÄ± Ahmed Bey, Ayas PaÅ&#159;a, KadÄ± AlÃ¢eddin ve Å&#158;ehzade Bayezid gibi bazÄ± Ã¶nemli OsmanlÄ± devlet adamlarÄ±na yazmÄ±Å&#159; olduÄ&#159;u mektuplarla BaÄ&#159;dat valilerinden Ã&#156;veys, Caâ&#128;&#152;fer, Ayas ve Mehmed paÅ&#159;alara sunduÄ&#159;u kasidelerden deÄ&#159;eri yeterince takdir edilmemiÅ&#159; bir insanÄ±n hissiyatÄ± anlaÅ&#159;Ä±lmaktadÄ±r.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin zaman zaman Tebriz, Anadolu ve Hindistan gibi yerlere seyahat etme arzusunu Å&#159;iddetle duymuÅ&#159; olduÄ&#159;u halde iÃ§inde doÄ&#159;up bÃ¼yÃ¼dÃ¼Ä&#159;Ã¼ Irak bÃ¶lgesinin dÄ±Å&#159;Ä±na Ã§Ä±kma imkÃ¢nÄ± bulamadÄ±Ä&#159;Ä± anlaÅ&#159;Ä±lmaktadÄ±r. BilindiÄ&#159;i kadarÄ±yla onun hayatÄ± KerbelÃ¢, Hille, Necef ve BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;ta geÃ§miÅ&#159;tir.

FuzÃ»lÃ® 963â&#128;&#153;te (1556) BaÄ&#159;dat ve Ã§evresini kasÄ±p kavuran bÃ¼yÃ¼k veba salgÄ±nÄ± sÄ±rasÄ±nda vefat etmiÅ&#159;tir. â&#128;&#156;GeÃ§ti FuzÃ»lÃ®â&#128;&#157; sÃ¶zÃ¼ de bu tarihi vermektedir. En saÄ&#159;lam rivayetlere gÃ¶re Ã¶lÃ¼m yeri KerbelÃ¢â&#128;&#153;dÄ±r. Ancak KerbelÃ¢â&#128;&#153;da Hz. HÃ¼seyin TÃ¼rbesi karÅ&#159;Ä±sÄ±ndaki AbdÃ¼lmÃ¼â&#128;&#153;min Dede TÃ¼rbesiâ&#128;&#153;nde medfun olduÄ&#159;u Å&#159;eklindeki rivayetin herhangi bir tarihÃ® dayanaÄ&#159;Ä± yoktur.

Onun aile fertlerinden sadece oÄ&#159;lu FazlÃ® Ã&#135;elebi hakkÄ±nda, FarsÃ§a bir kÄ±ta ile NidÃ¢yÃ® Ã&#135;elebiâ&#128;&#153;nin bir notu ve AhdÃ®â&#128;&#153;nin GÃ¼lÅ&#159;en-i Å&#158;uarÃ¢â&#128;&#153;sÄ±ndaki kayÄ±tlardan az da olsa bazÄ± bilgiler edinmek mÃ¼mkÃ¼n olmaktadÄ±r.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin hangi itikadÃ® ekolÃ¼ benimsediÄ&#159;i sorusuna Ã¶zellikle hayatÄ±, eserleri, fikrÃ® ve edebÃ® Å&#159;ahsiyeti etrafÄ±nda araÅ&#159;tÄ±rma yapan ilim adamlarÄ±yla edebiyat tarihÃ§ileri tarafÄ±ndan farklÄ± cevaplarÄ±n verildiÄ&#159;i gÃ¶rÃ¼lmektedir. Onun SÃ¼nnÃ®liÄ&#159;ini hararetle savunanlar bulunduÄ&#159;u gibi Å&#158;iÃ® olduÄ&#159;unu sÃ¶yleyenler de vardÄ±r. Ancak meseleye herkes tarafÄ±ndan kabul edilebilir bir Ã§Ã¶zÃ¼m getirilmesi mÃ¼mkÃ¼n olmamÄ±Å&#159;tÄ±r (geniÅ&#159; bilgi iÃ§in bk. Karahan, FuzulÃ®: Muhiti, HayatÄ± ve Å&#158;ahsiyeti, s. 126-144).

M. Fuad KÃ¶prÃ¼lÃ¼, FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin itikadÃ® mezhebini belirlemenin tarihÃ® bir meseleyi halletmekten ziyade Å&#159;airin psikolojisinin ve edebÃ® Å&#159;ahsiyetinin anlaÅ&#159;Ä±lmasÄ± bakÄ±mÄ±ndan Ã¶nem taÅ&#159;Ä±dÄ±Ä&#159;Ä±nÄ± belirtir. KÃ¶prÃ¼lÃ¼â&#128;&#153;nÃ¼n KÃ¼lliyyÃ¢t-Ä± DÃ®vÃ¢n-Ä± FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;ye (Ä°stanbul 1924) yazdÄ±Ä&#159;Ä± mukaddimede bazÄ± tarihÃ® vesikalara ve Å&#159;airin eserlerindeki Ã¶nemli sayÄ±labilecek delillere dayanarak onun Ä°mÃ¢miyye Å&#158;Ã®asÄ±â&#128;&#153;na mensup olduÄ&#159;unu sÃ¶ylemesi Ã¼zerine (s. 16-18) o dÃ¶nemde karÅ&#159;Ä± gÃ¶rÃ¼Å&#159;ler ileri sÃ¼rÃ¼lerek Å&#159;airin SÃ¼nnÃ®liÄ&#159;i savunulmuÅ&#159;tu (meselÃ¢ bk. SÃ¼leyman Nazif, s. 39-54).

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin akÃ®desini tartÄ±Å&#159;an gruplardan onun Å&#158;iÃ® olduÄ&#159;u gÃ¶rÃ¼Å&#159;Ã¼nÃ¼ benimseyenler, Å&#159;airin edebÃ® eserlerinden hareket ettikten baÅ&#159;ka o gÃ¼ne kadar nÃ¼shasÄ± henÃ¼z tesbit edilememiÅ&#159; olan Maá¹­laÊ¿uâ&#128;&#153;l-iÊ¿tiá¸³Ä&#129;d adlÄ± risÃ¢lesinin bulunmasÄ± halinde kendi gÃ¶rÃ¼Å&#159;lerinin aÃ§Ä±klÄ±k kazanacaÄ&#159;Ä±nÄ± umuyorlardÄ± (meselÃ¢ bk. KÃ¶prÃ¼lÃ¼, **Ä°A**, IV, 690; GÃ¶lpÄ±narlÄ±, FuzÃ»lÃ® DivanÄ±, mukaddime, s. XI, CXLIX). OnlarÄ± bu kanaate sevkeden Å&#159;ey, KÃ¢tib Ã&#135;elebiâ&#128;&#153;nin Maá¹­laÊ¿uâ&#128;&#153;l-iÊ¿tiá¸³Ä&#129;dâ&#128;&#153;Ä±n â&#128;&#156;hÃ¼kemÃ¢ ve Ä°mÃ¢miyye mesleklerine gÃ¶re telif edildiÄ&#159;iâ&#128;&#157; Å&#159;eklindeki ifadesi olmalÄ±dÄ±r (*KeÅ&#159;fÃ¼â&#128;&#153;áº&#147;-áº&#147;unÃ»n*, II, 1719). AyrÄ±ca FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#158;iÃ® Ä°mÃ¢mÃ® olduÄ&#159;unu savunanlar, Hasan Ã&#135;elebi tarafÄ±ndan verilen, babasÄ± KÄ±nalÄ±zÃ¢de Ali Ã&#135;elebiâ&#128;&#153;nin Ã§aÄ&#159;daÅ&#159;Ä± olan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;yi RÃ¢fizÃ® addettiÄ&#159;i yolundaki bilgiyi de kendi gÃ¶rÃ¼Å&#159;lerini pekiÅ&#159;tiren Ã¶nemli bir delil olarak kabul ediyor, KÄ±nalÄ±zÃ¢deâ&#128;&#153;nin bu kanaatinin ancak Maá¹­laÊ¿uâ&#128;&#153;l-iÊ¿tiá¸³Ä&#129;dâ&#128;&#153;Ä± okumuÅ&#159; olmasÄ±ndan kaynaklanabileceÄ&#159;ini dÃ¼Å&#159;Ã¼nÃ¼yorlardÄ± (meselÃ¢ bk. KÃ¶prÃ¼lÃ¼, *Ä°A*, IV, 690; GÃ¶lpÄ±narlÄ±, FuzÃ»lÃ® DivanÄ±, mukaddime, s. XI). Fakat Maá¹­laÊ¿uâ&#128;&#153;l-iÊ¿tiá¸³Ä&#129;dâ&#128;&#153;Ä±n neÅ&#159;rinden sonra Å&#159;airin bu eserde yer verdiÄ&#159;i bÃ¼tÃ¼n akaid konularÄ±nÄ± Ehl-i sÃ¼nnetâ&#128;&#153;in umumi Ã¶lÃ§Ã¼leri Ã§erÃ§evesinde iÅ&#159;lediÄ&#159;i gÃ¶rÃ¼lmÃ¼Å&#159;tÃ¼r. Hatta Å&#158;iÃ® akÃ®desini belirgin bir Å&#159;ekilde yansÄ±tabileceÄ&#159;i imÃ¢met bahsinde bile Å&#158;Ã®aâ&#128;&#153;nÄ±n gÃ¶rÃ¼Å&#159;lerine temas etmemesi dikkat Ã§ekicidir. Maá¹­laÊ¿uâ&#128;&#153;l-iÊ¿tiá¸³Ä&#129;dâ&#128;&#153;Ä± yayÄ±mlayan Muhammed TancÃ®, Å&#158;iÃ®liÄ&#159;iyle tanÄ±nan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin kendi inancÄ±na bir kelime ile bile olsa iÅ&#159;aret etmemesinin Å&#158;Ã®aâ&#128;&#153;nÄ±n takÄ±yye ilkesiyle aÃ§Ä±klanabileceÄ&#159;ini ifade etmektedir (s. X-XI). KÃ¶prÃ¼lÃ¼â&#128;&#153;nÃ¼n, KÃ¼lliyyÃ¢t-Ä± DÃ®vÃ¢n-Ä± FuzÃ»lÃ® iÃ§in yazdÄ±Ä&#159;Ä± mukaddimeden sonra gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze kadar tartÄ±Å&#159;Ä±lan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#158;iÃ®liÄ&#159;i meselesi (bk. Ä°brÃ¢him AÅ&#159;kÃ®, SÃ¼leyman Nazif, GÃ¶lpÄ±narlÄ±, Karahan, Å&#158;ahinoÄ&#159;lu, YurdagÃ¼r, bibl.), onun mutedil bir Å&#158;Ã®a-i Ä°mÃ¢miyye mensubu olduÄ&#159;u noktasÄ±nda yoÄ&#159;unlaÅ&#159;maktadÄ±r. BazÄ± eserlerinde ve ArapÃ§a kasidelerinde gÃ¶rÃ¼len bir kÄ±sÄ±m harflerin aÃ§Ä±klanmasÄ± hususu onu HurÃ»fÃ® sayanlarÄ± haklÄ± Ã§Ä±karmaz. AynÄ± Å&#159;ekilde BÃ¢tÄ±nÃ® olduÄ&#159;u (GÃ¶lpÄ±narlÄ±, *AYB*, nr. 8-9, s. 265-268), BektaÅ&#159;Ã® Å&#159;eyhlerine hizmet ettiÄ&#159;i, Sebâ&#128;&#152;iyye (Ä°smÃ¢ilÃ®) fÄ±rkasÄ±na mensup bulunduÄ&#159;u iddialarÄ± da doÄ&#159;ru deÄ&#159;ildir.

TasavvufÃ® temayÃ¼lleri bakÄ±mÄ±ndan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin bir tarikata mensup olduÄ&#159;unu dÃ¼Å&#159;Ã¼nmek mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r; ancak eserlerinde belirli bir tarikata baÄ&#159;lÄ± olduÄ&#159;una dair herhangi bir ipucu yoktur. HemÅ&#159;erisi AhdÃ® onun bir tarikata baÄ&#159;lÄ± olduÄ&#159;undan bahsetmiÅ&#159;, fakat mensup olduÄ&#159;u tarikatÄ±n adÄ±nÄ± vermemiÅ&#159;tir.

Ã&#130;lim bir Å&#159;air olan FuzÃ»lÃ® Å&#159;iir hakkÄ±ndaki gÃ¶rÃ¼Å&#159;lerini TÃ¼rkÃ§e divanÄ±nÄ±n Ã¶nsÃ¶zÃ¼nde Å&#159;u Å&#159;ekilde aÃ§Ä±klamÄ±Å&#159;tÄ±r: â&#128;&#156;Ä°limsiz Å&#159;iir esasÄ± yok dÃ®var olur ve esassÄ±z dÃ®var gÄ&#129;yette bÃ®-iâ&#128;&#152;tibÃ¢r olur.â&#128;&#157; Mukaddimede daha sonra aÅ&#159;k Å&#159;iirleri yazdÄ±Ä&#159;Ä±nÄ±, fakat bunlarÄ±n uzun Ã¶mÃ¼rlÃ¼ olmayacaklarÄ±nÄ± anlayÄ±nca gece gÃ¼ndÃ¼z Ã§alÄ±Å&#159;arak bÃ¼tÃ¼n ilimleri Ã¶Ä&#159;rendiÄ&#159;ini sÃ¶yler. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;ye gÃ¶re Å&#159;iir insanÄ± yÃ¼celten ilÃ¢hÃ® bir lutuftur. Allah Å&#159;iir kabiliyetini Ã§ok az kuluna nasip etmiÅ&#159;, sÃ¼se ihtiyaÃ§larÄ± olmadÄ±Ä&#159;Ä± iÃ§in peygamberlerine bile vermemiÅ&#159;tir.

GÃ¼zellik ve aÅ&#159;k anlayÄ±Å&#159;Ä±yla birlikte devrinin ruh ve bedenle ilgili dÃ¼Å&#159;Ã¼ncelerini á¹¢Ä±á¸¥á¸¥at u MaraÅ¼â&#128;&#153;da, tasavvufÃ® nitelikte nasihatÃ§iliÄ&#159;ini Rind Ã¼ ZÃ¢hidâ&#128;&#153;de, tasavvuf felsefesiyle dÃ¼nya ve hayat gÃ¶rÃ¼Å&#159;Ã¼nÃ¼ ise bunun yanÄ±nda baÅ&#159;ta LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»n mesnevisi olmak Ã¼zere divanlarÄ±ndaki Ã§eÅ&#159;itli Å&#159;iirlerde ortaya koymuÅ&#159;tur.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;yi TÃ¼rk edebiyatÄ±nÄ±n en bÃ¼yÃ¼k simalarÄ±ndan biri yapan husus samimiyeti, coÅ&#159;kunluÄ&#159;u, sadeliÄ&#159;i, duyarlÄ±lÄ±Ä&#159;Ä± ve ifade kudretidir. FuzÃ»lÃ® aÅ&#159;kÄ±, Ä±stÄ±rabÄ±, dÃ¼nyevÃ® zevk ve zenginliklerin boÅ&#159;luÄ&#159;unu ve hiÃ§ kimsenin penÃ§esinden kurtulamayacaÄ&#159;Ä± Ã¶lÃ¼m dÃ¼Å&#159;Ã¼ncesini olaÄ&#159;an Ã¼stÃ¼ bir lirizm ve sanat gÃ¼cÃ¼yle ifade etmiÅ&#159;tir.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;Ã¶hreti, nÃ¼fuz ve tesiri daha kendisi hayatta iken bÃ¼tÃ¼n TÃ¼rk-Ä°slÃ¢m Ã¼lkelerine yayÄ±lmaya baÅ&#159;lamÄ±Å&#159;tÄ±r. TÃ¼rk-Ä°slÃ¢m Ã¢leminde onun adÄ± sadece bÃ¼yÃ¼k bir Å&#159;airi deÄ&#159;il aynÄ± zamanda velÃ®lik mertebesine yÃ¼kselmiÅ&#159; bir Hak Ã¢Å&#159;Ä±Ä&#159;Ä±nÄ± Ã§aÄ&#159;rÄ±Å&#159;tÄ±rmaktadÄ±r. Maá¸«zenÃ¼â&#128;&#153;l-Ä¡arÃ¢Ê¾ibâ&#128;&#153;de (Bibliothecae Bodleian, Manuscripts, Eliot, nr. 395), FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Ä°slÃ¢m kÃ¼ltÃ¼r ve edebiyatÄ±nÄ±n Ã¼Ã§ bÃ¼yÃ¼k dili olan ArapÃ§a, FarsÃ§a ve TÃ¼rkÃ§eâ&#128;&#153;de â&#128;&#156;emsalinin kendisine uyduÄ&#159;u bir Å&#159;air, her Ã¼Ã§ dilde de kÃ¢mil bir zatâ&#128;&#157; olduÄ&#159;unu, Irak ve Horasanâ&#128;&#153;da Å&#159;Ã¶hretinin yayÄ±ldÄ±Ä&#159;Ä±nÄ± kaydeden Ahmed Alihan HÃ¢Å&#159;imÃ®, ele aldÄ±Ä&#159;Ä± 3145 Ä°ranlÄ± Å&#159;air arasÄ±nda ona Ã¶zel bir mevki vermekle tesir ve nÃ¼fuzuna da iÅ&#159;aret etmiÅ&#159;tir. TanÄ±nmÄ±Å&#159; TÃ¼rk asÄ±llÄ± Ä°ran Å&#159;airi SÃ¢ib-i TebrÃ®zÃ®â&#128;&#153;nin baÅ&#159; ucu kitaplarÄ±ndan birini FuzÃ»lÃ® divanÄ±nÄ±n oluÅ&#159;turmasÄ± da onun Ä°ranâ&#128;&#153;daki Å&#159;Ã¶hret ve nÃ¼fuzu hususunda bir fikir vermektedir.

Divan edebiyatÄ±nÄ±n diÄ&#159;er meÅ&#159;hur isimlerine kÄ±yasla FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Ä°slÃ¢m dÃ¼nyasÄ±nÄ±n bÃ¼yÃ¼k bir kÄ±smÄ±nda kazandÄ±Ä&#159;Ä± Å&#159;Ã¶hreti, Ã¶nce onun bu Ã¼Ã§ dilde ustalÄ±kla Å&#159;iir yazmÄ±Å&#159; olmasÄ± ile aÃ§Ä±klanabilir. ArapÃ§a Å&#159;iirlerinin vasat bir seviyede olmasÄ±na karÅ&#159;Ä±lÄ±k FarsÃ§a ve Ã¶zellikle TÃ¼rkÃ§e Å&#159;iirleri onu daha hayatta iken sanatÄ±nÄ±n zirvesine ulaÅ&#159;tÄ±rmÄ±Å&#159;tÄ±r. FuzÃ»lÃ®, doÄ&#159;duÄ&#159;u ve yaÅ&#159;adÄ±Ä&#159;Ä± yer itibariyle Ã&#130;zerÃ® TÃ¼rkÃ§esiâ&#128;&#153;nin kullanÄ±ldÄ±Ä&#159;Ä± Irak bÃ¶lgesi TÃ¼rkmenlerâ&#128;&#153;indendir. Bu bakÄ±mdan dilinin bu aÄ&#159;zÄ±n Ã¶zelliklerini yansÄ±tmasÄ± tabiidir. Bununla beraber bu aÄ&#159;Ä±z sadece bir kÄ±sÄ±m Å&#159;iirlerine ve bazÄ± Ã¶zelliklerine aksetmiÅ&#159;tir. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;iir dili devrinin OsmanlÄ± TÃ¼rkÃ§esiâ&#128;&#153;nden uzak deÄ&#159;ildir. Onun hem Ã&#130;zerÃ® hem de Anadolu sahasÄ±nda sevilmiÅ&#159; olmasÄ±nÄ±n sebeplerinden biri bu Ã¶zelliÄ&#159;i olmalÄ±dÄ±r. Bu gerÃ§eÄ&#159;i dikkate alan KÃ¶prÃ¼lÃ¼, FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;yi OsmanlÄ± ve Ã&#130;zerÃ® edebiyatlarÄ±nÄ±n mÃ¼Å&#159;terek bir Å&#159;ahsiyeti kabul etmenin edebiyat tarihi bakÄ±mÄ±ndan zaruri olduÄ&#159;unu sÃ¶yler. DiÄ&#159;er taraftan Å&#158;iÃ®liÄ&#159;inde aÅ&#159;Ä±rÄ±lÄ±ktan uzak kalmasÄ± SÃ¼nnÃ® Ã§evrelerce, bazÄ± Å&#159;iirlerinde â&#128;&#156;Ã§Ã¢r yÃ¢râ&#128;&#157;dan ve Ä°mÃ¢m-Ä± Ã&#130;zamâ&#128;&#153;dan bahsetmiÅ&#159; olmasÄ±nÄ±n bir takÄ±yye olarak yorumlanmasÄ± Å&#158;iÃ® Ã§evrelerce benimsenip sevilmesinde Ã¢mil olmuÅ&#159;tur.

Her sanatkÃ¢rda olduÄ&#159;u gibi FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;iirlerinde de kendinden Ã¶nceki bÃ¼yÃ¼k ustalarÄ±n tesirinden bahsedilmiÅ&#159;tir. KÃ¶prÃ¼lÃ¼ onun OsmanlÄ± Å&#159;airlerini fazla tanÄ±madÄ±Ä&#159;Ä±nÄ±, bu sebeple de onda Ä°ran Å&#159;iirinin ve bunlar arasÄ±nda HÃ¢fÄ±z, AttÃ¢r, Molla CÃ¢mÃ®, NizÃ¢mÃ®, HÃ¢tifÃ® ve SelmÃ¢n-Ä± SÃ¢vecÃ®â&#128;&#153;nin tesirlerinin aranmasÄ± gerektiÄ&#159;ini sÃ¶yler. Fakat dikkatli bir araÅ&#159;tÄ±rma FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;deki bu tesirlerin baÅ&#159;ka Å&#159;airlerde olduÄ&#159;u kadar aÃ§Ä±k olmadÄ±Ä&#159;Ä±nÄ± gÃ¶sterir. Benzerliklerin Ã§oÄ&#159;u, belirli ve mÃ¼Å&#159;ahhas bir tesirden Ã§ok divan edebiyatÄ±nÄ±n ve onun arkasÄ±ndaki kÃ¼ltÃ¼r birikiminin Ã¶zelliÄ&#159;inden gelen ve tabii olarak ortak olan fikirler, duygular ve mazmunlardan kaynaklanÄ±r. Bunun dÄ±Å&#159;Ä±nda gerÃ§ek olan, FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin hemen bÃ¼tÃ¼n Å&#159;iirlerinde kendi Å&#159;ahsÃ® tasarrufunun varlÄ±Ä&#159;Ä±dÄ±r. Nitekim FuzÃ»lÃ® ile HÃ¢fÄ±zâ&#128;&#153;Ä± karÅ&#159;Ä±laÅ&#159;tÄ±ran MazÄ±oÄ&#159;lu, FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;de bu tesirler olsa bile bunlarÄ± kendi benliÄ&#159;i iÃ§inde eriterek onlara Å&#159;ahsiyetinin damgasÄ±nÄ± vurmuÅ&#159; olduÄ&#159;unu pek Ã§ok Ã¶rnekle gÃ¶stermiÅ&#159;tir.

FuzÃ»lÃ® Å&#159;iir dili olarak TÃ¼rkÃ§eâ&#128;&#153;ye son derece hÃ¢kimdir. Divan geleneÄ&#159;i iÃ§inde Å&#159;iirin haÅ&#159;ivlerden, lÃ¼zumsuz kelimelerden sÄ±yrÄ±lÄ±p yalÄ±n hale gelmesinde FuzÃ»lÃ® Ã¶nemli bir merhale teÅ&#159;kil eder. DivanÄ±nÄ±n dÃ®bÃ¢cesinde, â&#128;&#156;MazmÃ»nu zevk-bahÅ&#159; Ã¼ serÃ®Ã¼â&#128;&#153;l-husÃ»l ola / Andan ne sÃ»d ki ola mÃ¼bhem ibÃ¢retiâ&#128;&#157; diyerek kolay anlaÅ&#159;Ä±labilir Å&#159;iir tarzÄ±nÄ± savunan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin kasidelerinde epey aÄ&#159;Ä±r ve kÃ¼lfetli olan dili gazellerinde ve LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»n mesnevisinde sade, tabii ve yapmacÄ±ksÄ±z bir Ã¶zellik gÃ¶sterir. Bu sadeliÄ&#159;i iÃ§inde dili sanatkÃ¢rane kullanan FuzÃ»lÃ®, kelime tekrarlarÄ±ndan ve zengin ses unsurlarÄ±ndan ustalÄ±kla faydalanmÄ±Å&#159;tÄ±r. Kendisine kadar gelen divan Å&#159;iirinin belÃ¢gat geleneÄ&#159;i, onda alÄ±Å&#159;Ä±lmÄ±Å&#159; bir usulÃ¼ yerine getirme kÃ¼lfeti olmaktan Ã§Ä±karak gerÃ§ek bir Å&#159;iir estetiÄ&#159;i oluÅ&#159;turur. BÃ¶ylece Å&#159;iir muhteva, Å&#159;ekil ve ses gÃ¼zelliÄ&#159;iyle olaÄ&#159;an Ã¼stÃ¼ bir bÃ¼tÃ¼nlÃ¼Ä&#159;e eriÅ&#159;ir.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin tam bir mÃ¼rettep divan teÅ&#159;kil eden TÃ¼rkÃ§e Å&#159;iirlerinde kullandÄ±Ä&#159;Ä± vezinler, genel olarak devrinde kullanÄ±lan vezinlerin ortalamasÄ±na uygun olup herhangi bir Ã¶zellik gÃ¶stermez. Ä°mÃ¢le ve zihaf gibi aruz Ã¢rÄ±zalarÄ±, daha sonraki bÃ¼yÃ¼k divan Å&#159;airlerinde de gÃ¶rÃ¼lebilecek asgari bir seviyededir. Bu bakÄ±mdan FuzÃ»lÃ®, TÃ¼rkÃ§eâ&#128;&#153;nin aruza intibak etme sÃ¼recinde de Ã¶nemli merhalelerden biridir.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;ye Ä°ran taklitÃ§iliÄ&#159;i ve HurÃ»fÃ®lik isnat eden RÄ±za Tevfik, onun kendi Å&#159;iirlerini kelime oyunlarÄ± ve zevksiz tasannu gayretleriyle bozduÄ&#159;unu sÃ¶yler. KÃ¶prÃ¼lÃ¼ ise bunun sadece kasidelerinde gÃ¶rÃ¼ldÃ¼Ä&#159;Ã¼nÃ¼ belirtir. GerÃ§ekten kaside ve gazellerinde de kendine mahsus Å&#159;ahsiyeti farkedilen FuzÃ»lÃ®, gazellerindeki derinlik, samimiyet, hissÃ®lik ve lirizme mukabil kasidelerinde fikir ve belÃ¢gat oyunlarÄ±na Ã§ok baÅ&#159;vurur. Kasidelerinde sÃ¶z sanatlarÄ±, gazellerinde mÃ¢na sanatlarÄ± hÃ¢kimdir. Gazellerindeki sadelik kasidelerde yoktur. KÃ¶prÃ¼lÃ¼, kasidelerinde mahir bir fikir ve sanat iÅ&#159;Ã§isi oluÅ&#159;unu Å&#159;airliÄ&#159;inin bir zaafÄ± olarak gÃ¶sterir. Bununla beraber FuzÃ»lÃ® bu tarzÄ±yla da hayret verici bir kÃ¼ltÃ¼r birikimini daha mÃ¼Å&#159;ahhas olarak ortaya koymuÅ&#159;tur. Kasideleri, bÃ¼tÃ¼n yapÄ± taÅ&#159;larÄ± gÃ¶rÃ¼nen mimari eser gibi dÃ¶rt baÅ&#159;Ä± mÃ¢mur bir plastik gÃ¼zelliÄ&#159;e sahiptir. Fakat hiÃ§ Å&#159;Ã¼phesiz FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin asÄ±l sanatÄ± gazellerindedir. Denilebilir ki Å&#159;air, hiÃ§bir zaman didaktik olmamak Å&#159;artÄ±yla Ã¢limane tavrÄ±nÄ± kasidelerinde, Ã¢Å&#159;Ä±kane tarzÄ±nÄ± da gazellerinde ortaya koymuÅ&#159;tur.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;iirlerindeki sadelik ve yalÄ±nlÄ±k ilk bakÄ±Å&#159;ta kolay anlaÅ&#159;Ä±lÄ±r olmasÄ±ndandÄ±r. Bu tarafÄ±yla zaman zaman bir â&#128;&#156;sehl-i mÃ¼mteniâ&#128;&#157; gibi gelen beyitlere rastlanÄ±r. Buna karÅ&#159;Ä±lÄ±k komplike mazmun sistemi, bu Å&#159;iirin Ã¶zelliÄ&#159;i olan arka plan kÃ¼ltÃ¼rÃ¼nÃ¼ tabakalar halinde gÃ¶sterir. BÃ¶ylece mÃ¼Å&#159;ahhas varlÄ±ktan hareket ederek Ã¶nce tabiat, onun arkasÄ±ndan bazan sosyal hayatÄ±n parÃ§alarÄ±, bazan bir ilim alanÄ±nÄ±n bilgileri, fakat hemen her zaman aÅ&#159;k, tasavvuf gibi Ã§ok defa aynÄ± beyitte rastlanabilecek anlam tabakalarÄ± ardarda aÃ§Ä±lÄ±r. Sonraki yÃ¼zyÄ±llarda sebk-i HindÃ® tarzÄ±yla geliÅ&#159;ip daha da karmaÅ&#159;Ä±k bir duruma gelecek olan sistemin ilk habercisi FuzÃ»lÃ® olur.

Objektif ve tarihÃ® verilerin dÄ±Å&#159;Ä±nda daha Ã§ok psikolojik ve estetik aÃ§Ä±dan FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;yi yorumlayan Ahmet Hamdi TanpÄ±nar, onun divan geleneÄ&#159;inin dÄ±Å&#159;Ä±na Ã§Ä±karak psikolojik ve ferdÃ® davranÄ±Å&#159;lara sahip bir Å&#159;air olduÄ&#159;unu sÃ¶yler. IstÄ±rap arayÄ±Å&#159;Ä±nÄ± mazohist bir tezahÃ¼r olarak gÃ¶rmekle beraber bu Ä±stÄ±rabÄ± hayatÄ±n gayesi yapmasÄ±nÄ±n kendisine mahsus Ã¶zel bir hal olduÄ&#159;unu ileri sÃ¼rer. BÃ¶ylece divan Å&#159;iirinde nÃ¢dir Ã¶rneklerinde gÃ¶rÃ¼lebilen bir trajedi dili kurulmuÅ&#159; olmaktadÄ±r.

Divan Å&#159;iirinde yaygÄ±n bir felsefe olarak gÃ¶rÃ¼nen karamsarlÄ±k FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;de had safhaya ulaÅ&#159;Ä±r. Divan Å&#159;airlerinin Ã§oÄ&#159;unda geleneÄ&#159;in zaruri bir temasÄ± olan bu duygu FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;de samimi, derin ve iÃ§ten gelen bir psikolojik davranÄ±Å&#159; olduÄ&#159;u inancÄ±nÄ± verir.

LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»nâ&#128;&#153;daki ve FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin diÄ&#159;er Å&#159;iirlerindeki aÅ&#159;kÄ±n objesi de tartÄ±Å&#159;ma konusu olmuÅ&#159;tur. BazÄ± tenkitÃ§iler, genellikle ilÃ¢hÃ® ve tasavvufÃ® bir mÃ¢na verilen bu aÅ&#159;kÄ±n beÅ&#159;erÃ® ve dÃ¼nyevÃ® olduÄ&#159;unu sÃ¶ylemiÅ&#159;lerdir. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin bÃ¼tÃ¼n Å&#159;iirlerinde aÅ&#159;kÄ± bu kalÄ±plardan yalnÄ±z birine baÄ&#159;lamak isabetli olmaz. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;deki aÅ&#159;kÄ± sÄ±rf maddÃ® ve lÃ¢dinÃ® bir aÅ&#159;k olarak telakki etmek kadar hemen her Å&#159;iirinde lÃ¢hÃ»tÃ®, panteist, platonik ve mutlak aÅ&#159;kÄ±n izlerini aramak da hatalÄ± olur. Belki farklÄ± Å&#159;iirlerinde bÃ¼tÃ¼n bunlarÄ±n tezahÃ¼rÃ¼ gÃ¶rÃ¼lebileceÄ&#159;i gibi, eÄ&#159;er Å&#159;iirlerinin saÄ&#159;lÄ±klÄ± bir kronolojisini elde etmek mÃ¼mkÃ¼n olsaydÄ± â&#128;&#156;LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»nâ&#128;&#157; hikÃ¢yesinde olduÄ&#159;u gibi onda da beÅ&#159;erÃ® bir aÅ&#159;kÄ±n giderek bedenÃ® hazlardan sÄ±yrÄ±lmasÄ± ile bir Ã§eÅ&#159;it sÃ¼blimasyona (iâ&#128;&#152;lÃ¢) ulaÅ&#159;maktan bahsedilebilirdi. Å&#158;iirlerinde aÅ&#159;kÄ±n ve gÃ¼zelliÄ&#159;in daima Ã¶n planda bir konu teÅ&#159;kil ettiÄ&#159;i FuzÃ»lÃ® mizaÃ§ olarak duygusal bir tiptir. Din konusunda onun Å&#159;iirlerinden samimi bir mÃ¼min olduÄ&#159;unu anlamak gÃ¼Ã§ deÄ&#159;ildir. Bir tarikata mensubiyeti Å&#159;Ã¼pheli olan Å&#159;airi sÃ»fÃ® deÄ&#159;il mutasavvÄ±f-meÅ&#159;rep bir Å&#159;ahsiyet olarak gÃ¶rmek daha doÄ&#159;ru olur.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;de aÅ&#159;k dÃ¼nyevÃ®, sonra platonik, nihayet sÃ»fiyÃ¢ne bir gÃ¶rÃ¼nÃ¼Å&#159;tedir; beÅ&#159;erÃ®, hatta cismanÃ® aÅ&#159;kÄ±n idealize edilmesidir. Mecazi aÅ&#159;kÄ±n bu Å&#159;ekilde Ã§ok yÃ¼ce bir duygu haline geliÅ&#159;i tasavvuf geleneÄ&#159;ine gÃ¶re ilÃ¢hÃ® aÅ&#159;ka ulaÅ&#159;Ä±lmasÄ± demektir. Ancak Å&#158;eyh Galibâ&#128;&#153;in HÃ¼sn Ã¼ AÅ&#159;kâ&#128;&#153;Ä±nda olduÄ&#159;u gibi sembolik/alegorik seviyede bile olsa FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;de, Ã¶zellikle LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»nâ&#128;&#153;da ilÃ¢hÃ®-tasavvufÃ® bir aÅ&#159;ktan bahsetmek kolay deÄ&#159;ildir. Vuslata deÄ&#159;il hasrete dayanan bÃ¶yle bir aÅ&#159;kÄ± belki pek Ã§ok divan Å&#159;airinde gÃ¶rmek mÃ¼mkÃ¼nse de bu hal FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;de en derin ve samimi bir seviyeye ulaÅ&#159;Ä±r, bÃ¼tÃ¼n divanÄ±na hÃ¢kim deÄ&#159;iÅ&#159;meyen bir karakter olur. Å&#158;iirlerinden, onun platonik veya tasavvufÃ® bir aÅ&#159;ka yÃ¼celmesi iÃ§in gerÃ§ek mistiklerde gÃ¶rÃ¼len bir ruh tecrÃ¼besi yaÅ&#159;amÄ±Å&#159; olduÄ&#159;u intibaÄ± edinilmektedir. BÃ¶ylece asÄ±l hayat dÄ±Å&#159; dÃ¼nya ile idrak edilen hayat deÄ&#159;il iÃ§ dÃ¼nyasÄ±nda yaÅ&#159;adÄ±klarÄ± olur. Bu duygu giderek onu ebedÃ® bir yalnÄ±zlÄ±Ä&#159;a iter ki divan Å&#159;iirinde ferdiyeti ve mutlak yalnÄ±zlÄ±Ä&#159;Ä± ifade etmekte FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin yegÃ¢ne Å&#159;air olduÄ&#159;u sÃ¶ylenebilir.

FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;deki aÅ&#159;k Å&#159;iirlerinin yÃ¼zyÄ±llarca sevilerek okunmasÄ±nÄ±n sebebini bu yaÅ&#159;anmÄ±Å&#159;lÄ±Ä&#159;Ä±n, yalnÄ±zlÄ±Ä&#159;Ä±n ve ebedÃ® hasretin inandÄ±rÄ±cÄ±lÄ±Ä&#159;Ä±nda aramak gerekir. MizacÄ±nÄ±n Å&#159;iirine aksetmesi sanatÄ±nÄ±n gÃ¼cÃ¼nÃ¼ teÅ&#159;kil eder. BÃ¶ylece aÅ&#159;k onun Å&#159;iirlerindeki lirizmin de kaynaÄ&#159;Ä± olur.

FuzÃ»lÃ®, kendi zamanÄ±ndan baÅ&#159;layarak hem divan hem de halk Å&#159;airleri tarafÄ±ndan beÄ&#159;enilmiÅ&#159; ve sevilmiÅ&#159;tir. Onun Å&#159;iirlerine ve Ã¶zellikle gazellerine nazÃ®re sÃ¶ylememiÅ&#159; divan Å&#159;airi yok gibidir. BÃ¼tÃ¼n tezkirelerde, belki hiÃ§bir Å&#159;aire nasip olmayacak Å&#159;ekilde hakkÄ±nda Ã¶zel hÃ¼rmet, itibar ve takdir ifadeleri yer alÄ±r. Divan Å&#159;iirine suÃ§lamalarÄ±n yÃ¶neldiÄ&#159;i Tanzimat devri Å&#159;airlerinden KÃ¢zÄ±m PaÅ&#159;a, EÅ&#159;ref PaÅ&#159;a, NÃ¢mÄ±k Kemal, RecÃ¢izÃ¢de Ekrem, Muallim NÃ¢ci, Ali RÃ»hÃ®, NÃ¢bizÃ¢de NÃ¢zÄ±m, Ä°smÃ¢il SafÃ¢ ona nazÃ®re yazmÄ±Å&#159;lardÄ±r. Hatta Tevfik Fikretâ&#128;&#153;in onun portresini Ã§izdiÄ&#159;i mÃ¼stakil bir Å&#159;iiri vardÄ±r.

GÃ¼ney Kafkasya, Azerbaycan, Ä°ran, Irak ve Rusyaâ&#128;&#153;da yaÅ&#159;ayan TÃ¼rklerâ&#128;&#153;in, yabancÄ± kÃ¼ltÃ¼r baskÄ±larÄ±na raÄ&#159;men mÃ¢nevÃ® varlÄ±klarÄ±nÄ± koruyabilmelerinin Ã¢millerinden biri de FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin her asÄ±rda sÃ¼rekli okunabilmesi talihine sahip oluÅ&#159;udur.

## **Fuzuliâ&#128;&#153;nin Eserleri**

TÃ¼rkÃ§e, FarsÃ§a ve ArapÃ§a eser veren FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin manzum ve mensur on beÅ&#159; kadar eseri vardÄ±r. Bir kÄ±sÄ±m eserlerini aÅ&#159;aÄ&#159;Ä±daki baÄ&#159;lantÄ±lara tÄ±klayarak sitemizde okuyabilirsiniz.

- [Gazeller](/fuzuli-divani/gazeller "Fuzuli Gazeller Online Oku")
- [Kasideler](/fuzuli-divani/kasideler "Fuzuli Kasideler Online Oku")
- [Mukattaat](/fuzuli-divani/mukattaat "Fuzuli Mukattaat Online Oku")

### **Fuzuliâ&#128;&#153;nin TÃ¼rkÃ§e Eserleri**

**1. FuzÃ»lÃ® DivanÄ±:** Mensur bir mukaddimeden sonra iki tevhid, dokuz naâ&#128;&#152;t, yirmi yedi kaside, 302 gazel ile musammatlar, kÄ±ta ve rubÃ¢Ã®lerden oluÅ&#159;an divanÄ±n TÃ¼rkiye ve dÃ¼nya kÃ¼tÃ¼phaneleriyle Ã¶zel ellerde yÃ¼zlerce nÃ¼shasÄ± mevcuttur. DivanÄ±n, ilki 1244â&#128;&#153;te Tebrizâ&#128;&#153;de olmak Ã¼zere BakÃ¼, HÃ®ve, Kahire, Ä°stanbul ve Ankaraâ&#128;&#153;da yapÄ±lmÄ±Å&#159; elliden fazla baskÄ±sÄ± bulunmaktadÄ±r. Bunlardan AbdÃ¼lbaki GÃ¶lpÄ±narlÄ± ile (Ä°stanbul 1948) Kenan AkyÃ¼z, SÃ¼heyl Beken, Sedit YÃ¼ksel ve MÃ¼jgÃ¢n Cunburâ&#128;&#153;un (Ankara 1958) yaptÄ±klarÄ± en iyi yayÄ±mlardÄ±r. Ali Nihad Tarlan, FuzÃ»lÃ® DivanÄ± Å&#158;erhi adÄ±yla sadece gazellerini Ã¼Ã§ cilt halinde Å&#159;erhetmiÅ&#159;tir (I-III, Ankara 1985). DivanÄ±ndaki kasideler arasÄ±nda yer alan â&#128;&#156;sabÃ¢â&#128;&#157;, â&#128;&#156;suâ&#128;&#157;, â&#128;&#156;gÃ¼lâ&#128;&#157; ve â&#128;&#156;hanÃ§erâ&#128;&#157; redifli naâ&#128;&#152;tlar tÃ¼rlerinde birer Å&#159;aheser sayÄ±labilecek nitelikte eserlerdir. BaÄ&#159;datâ&#128;&#153;Ä±n KanÃ»nÃ® Sultan SÃ¼leyman tarafÄ±ndan zaptÄ± vesilesiyle kaleme aldÄ±Ä&#159;Ä± kaside de aynÄ± mahiyettedir. Ancak kasidelerinden Ã§ok gazelleriyle Å&#159;Ã¶hret kazanan FuzÃ»lÃ® gazellerinde lirizmin, tasavvufÃ® aÅ&#159;k ve heyecanÄ±n Ã¢deta doruÄ&#159;una ulaÅ&#159;mÄ±Å&#159;tÄ±r.

**2. [LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»n](https://islamansiklopedisi.org.tr/leyla-vu-mecnun):** TÃ¼rk, Ä°ran ve Arap edebiyatlarÄ±nda FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;ye asÄ±l Å&#159;Ã¶hretini saÄ&#159;layan bu eser, TÃ¼rk edebiyatÄ±nÄ±n klasik dÃ¶neminde yazÄ±lmÄ±Å&#159; mesnevilerin en gÃ¼zelidir. Arap, Ä°ran ve TÃ¼rk edebiyatlarÄ±nÄ±n ortak konularÄ± arasÄ±nda ilk planda yer alan â&#128;&#156;LeylÃ¢ ve MecnÃ»nâ&#128;&#157; kÄ±ssasÄ±, en tesirli ve samimi Å&#159;ekilde FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin eserinde ifadesini bulmuÅ&#159;tur. TÃ¼rkiye ve dÃ¼nya kÃ¼tÃ¼phanelerinde pek Ã§ok yazma nÃ¼shasÄ± bulunan LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»n, gerek FuzÃ»lÃ® kÃ¼lliyatÄ± arasÄ±nda gerekse mÃ¼stakil olarak aynÄ± zamanda en Ã§ok baskÄ±sÄ± yapÄ±lan mesnevilerin baÅ&#159;Ä±nda gelmektedir. LeylÃ¢ vÃ¼ MecnÃ»nâ&#128;&#153;un yeni harflerle iki baskÄ±sÄ± Necmettin Halil Onan (Ä°stanbul 1935) ve HÃ¼seyin Ayan (Ä°stanbul 1981) tarafÄ±ndan hazÄ±rlanmÄ±Å&#159;tÄ±r. Eser Almanca, Ä°ngilizce ve Ä°spanyolcaâ&#128;&#153;ya da Ã§evrilmiÅ&#159;tir.

**3. Beng Ã¼ BÃ¢de:** Afyonla Å&#159;arabÄ±n karÅ&#159;Ä±laÅ&#159;tÄ±rÄ±larak Å&#159;arabÄ±n Ã¼stÃ¼n tutulduÄ&#159;u 440 beyitlik bu mesnevi FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin mesnevi tarzÄ±ndaki ilk denemesidir. Å&#158;ah Ä°smÃ¢ilâ&#128;&#153;e ithaf edilen eser, bazÄ±larÄ±na gÃ¶re OsmanlÄ± PadiÅ&#159;ahÄ± II. Bayezid ile Å&#158;ah Ä°smÃ¢il arasÄ±ndaki mÃ¼cadeleyi sembolize etmektedir. Buna gÃ¶re esrara alÄ±Å&#159;Ä±k padiÅ&#159;ahla Å&#159;araba dÃ¼Å&#159;kÃ¼n Å&#159;ahÄ±n aÃ§Ä±k-kapalÄ± mÃ¼cadeleleri sÃ¶z konusu edilen mesnevide bÃ¢de, arak, boza, afyon, berÅ&#159;, nukl ve kebap gibi iÃ§ki ve yiyecekler teÅ&#159;his sanatÄ±yla canlandÄ±rÄ±larak bunlarÄ±n maceralarÄ± anlatÄ±lmÄ±Å&#159;tÄ±r. Ancak yukarÄ±da da iÅ&#159;aret edildiÄ&#159;i gibi eserin Å&#158;ah Ä°smÃ¢il ile MÃ¼Å&#159;aâ&#128;&#152;Å&#159;aÃ® HÃ¼kÃ¼mdarÄ± Ali b. Muhsin arasÄ±ndaki mÃ¼cadeleyi anlattÄ±Ä&#159;Ä± da ileri sÃ¼rÃ¼lmÃ¼Å&#159;tÃ¼r. FuzÃ»lÃ® kÃ¼lliyatÄ± iÃ§inde defalarca basÄ±lan bu eserin son yayÄ±mÄ± Kemal Edip KÃ¼rkÃ§Ã¼oÄ&#159;lu tarafÄ±ndan gerÃ§ekleÅ&#159;tirilmiÅ&#159;tir (Ä°stanbul 1956). Eseri Necati Lugal ve Osman ReÅ&#159;er Almancaâ&#128;&#153;ya tercÃ¼me etmiÅ&#159;lerdir (Ä°stanbul 1943).

**4. HadÃ®s-i ErbaÃ®n TercÃ¼mesi:** Molla CÃ¢mÃ®â&#128;&#153;nin á¸¤adÃ®sÌ±-i ErbaÊ¿Ã®n adlÄ± eserinin, Ali Å&#158;Ã®r NevÃ¢Ã®â&#128;&#153;nin aynÄ± eserin tercÃ¼mesi olan Ã&#135;ihl HadÃ®sâ&#128;&#153;inden de faydalanÄ±larak yapÄ±lmÄ±Å&#159; Ã§evirisidir. Mensur bir mukaddime ile baÅ&#159;layan risÃ¢lede hadisler kÄ±talar Å&#159;eklinde Ã§evrilmiÅ&#159;tir. Eser AbdÃ¼lkadir Karahan (SelÃ¢met MecmuasÄ±, nr. 56, 57, 61, 63, 64, 66, Ä°stanbul 1948) ve Kemal Edip KÃ¼rkÃ§Ã¼oÄ&#159;lu (Ä°stanbul 1951) tarafÄ±ndan yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r. KÃ¼rkÃ§Ã¼oÄ&#159;lu yayÄ±mÄ±nda hadislerin ArapÃ§a asÄ±llarÄ± ve CÃ¢mÃ®â&#128;&#153;nin FarsÃ§a manzum tercÃ¼mesi birlikte verilmiÅ&#159;tir.

**5. SohbetÃ¼â&#128;&#153;l-esmÃ¢r:** FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;ye ait olduÄ&#159;u henÃ¼z kesinlik kazanmamÄ±Å&#159; 200 beyitlik bir mesnevidir. Eserde bir baÄ&#159;da meyvelerin konuÅ&#159;malarÄ±, kendilerini Ã¶vmeleri ve tartÄ±Å&#159;malarÄ± anlatÄ±larak insanlarÄ±n da gerÃ§ek deÄ&#159;erlerini dÃ¼Å&#159;Ã¼nmeden boÅ&#159; yere anlaÅ&#159;mazlÄ±klara dÃ¼Å&#159;tÃ¼kleri alegorik bir Å&#159;ekilde ifade edilir. Eser Ã¶nce Hamit AraslÄ± tarafÄ±ndan yayÄ±mlanmÄ±Å&#159; (Mehemmed FuzÃ»lÃ®: Eserleri, BakÃ¼ 1958, II, 265-278), daha sonra AraslÄ±â&#128;&#153;nÄ±n Kiril harfleriyle yayÄ±mladÄ±Ä&#159;Ä± metin esas alÄ±narak Kemal Peker (SohbetÃ¼â&#128;&#153;l-esmÃ¢r ve FÄ±ndÄ±k, Ä°stanbul 1960) ve Sedit YÃ¼ksel (*TDe.*, IV \[1972\], s. 122-126) tarafÄ±ndan neÅ&#159;redilmiÅ&#159;tir. RisÃ¢leyi Gunnar Jarring The Contest of the Fruits adÄ±yla Ä°ngilizceâ&#128;&#153;ye Ã§evirmiÅ&#159;tir (Lund 1936).

**6. [HadÃ®katÃ¼â&#128;&#153;s-suadÃ¢](https://islamansiklopedisi.org.tr/hadikatus-suada):** Arada bazÄ± manzum parÃ§alarÄ±n da yer aldÄ±Ä&#159;Ä± mensur bir eserdir. HÃ¼seyin VÃ¢iz-i KÃ¢Å&#159;ifÃ®â&#128;&#153;nin RavÅ¼atÃ¼â&#128;&#153;Å&#159;-Å&#159;Ã¼hedÃ¢â&#128;&#153;sÄ± esas alÄ±narak hazÄ±rlanan kitapta Hz. HÃ¼seyinâ&#128;&#153;in KerbelÃ¢â&#128;&#153;da Å&#159;ehid ediliÅ&#159;i anlatÄ±lmaktadÄ±r. HadÃ®katÃ¼â&#128;&#153;s-suadÃ¢, Ä°slÃ¢mÃ® TÃ¼rk edebiyatÄ±nda maktel tÃ¼rÃ¼nÃ¼n bir Å&#159;aheseri olup artistik TÃ¼rk nesrinin de Ã¶nde gelen Ã¶rnekleri arasÄ±nda yer almaktadÄ±r. Ã&#150;zellikle Å&#158;iÃ® mÃ¼slÃ¼manlarca Ã§ok tutulan eserin TÃ¼rkiye ve dÃ¼nya kÃ¼tÃ¼phanelerinde birÃ§ok yazma nÃ¼shasÄ± bulunduÄ&#159;u gibi Ä°stanbul ve MÄ±sÄ±râ&#128;&#153;da da birÃ§ok defa yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r (Bulak 1253, 1271; Ä°stanbul 1273, 1302). HadÃ®katÃ¼â&#128;&#153;s-suadÃ¢â&#128;&#153;nÄ±n tenkitli neÅ&#159;ri bir tanÄ±tma ve deÄ&#159;erlendirmeyle birlikte Å&#158;eyma GÃ¼ngÃ¶r tarafÄ±ndan yapÄ±lmÄ±Å&#159;tÄ±r (Ankara 1987).

**7. Mektuplar:** FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin bugÃ¼n elde bulunup yayÄ±mlanan mektuplarÄ±nÄ±n sayÄ±sÄ± beÅ&#159;tir. Bunlar NiÅ&#159;ancÄ± CelÃ¢lzÃ¢de Mustafa Ã&#135;elebi, Musul MirlivÃ¢sÄ± Ahmed Bey, BaÄ&#159;dat Valisi Ayas PaÅ&#159;a, KadÄ± AlÃ¢eddin ve KanÃ»nÃ® Sultan SÃ¼leymanâ&#128;&#153;Ä±n Å&#159;ehzadelerinden Bayezidâ&#128;&#153;e gÃ¶nderilmiÅ&#159;tir. MektuplarÄ±n ilk dÃ¶rdÃ¼ AbdÃ¼lkadir Karahan (FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin MektuplarÄ±, Ä°stanbul 1948), diÄ&#159;eri Hasibe Ã&#135;atbaÅ&#159; (MazÄ±oÄ&#159;lu) (â&#128;&#156;FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Bir Mektubuâ&#128;&#157;, *DTCFD*, VI/3 \[1948\], s. 146) tarafÄ±ndan yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin mektuplarÄ± arasÄ±nda en tanÄ±nmÄ±Å&#159;Ä±, NiÅ&#159;ancÄ± CelÃ¢lzÃ¢de Mustafa Ã&#135;elebiâ&#128;&#153;ye gÃ¶nderilmiÅ&#159; olan ve edebiyat tarihlerine â&#128;&#156;Å&#158;ikÃ¢yetnÃ¢meâ&#128;&#157; adÄ±yla geÃ§en mektuptur.

### ****Fuzuliâ&#128;&#153;nin** FarsÃ§a Eserleri**

**1. DÃ®vÃ¢n:** FuzÃ»lÃ® bu divanÄ± ile, FarsÃ§aâ&#128;&#153;yÄ± herhangi bir klasik Ä°ran Å&#159;airi kadar iyi bildiÄ&#159;ini ortaya koymuÅ&#159;tur. Bu Å&#159;iirlerde en Ã§ok HÃ¢fÄ±z-Ä± Å&#158;Ã®rÃ¢zÃ® ile Molla CÃ¢mÃ®â&#128;&#153;nin etkisinde kaldÄ±Ä&#159;Ä± hissedilmektedir. Ã&#156;Ã§ mÃ¼nÃ¢cÃ¢t, bir naâ&#128;&#152;t, kÄ±rk altÄ± kaside, 410 gazelle bir terkibibend, iki musammat, kÄ±rk altÄ± kÄ±ta ve 106 rubÃ¢Ã® ihtiva eden FarsÃ§a divan hacim itibariyle TÃ¼rkÃ§e divandan daha bÃ¼yÃ¼ktÃ¼r. Eserin TÃ¼rkÃ§eâ&#128;&#153;ye tercÃ¼mesi Ali Nihad Tarlan (Ankara 1950), tenkitli neÅ&#159;ri ise Hasibe MazÄ±oÄ&#159;lu (Ankara 1962) tarafÄ±ndan yapÄ±lmÄ±Å&#159;tÄ±r.

**2. Heft CÃ¢m:** SÃ¢á¸³Ä«nÃ¢me adÄ±yla da tanÄ±nan ve tamamÄ± 327 beyit olan bu mesnevi, otuz sekiz beyitlik bir mukaddime ile yedi bÃ¶lÃ¼mden meydana gelmektedir. TasavvufÃ® mahiyetteki eserde Å&#159;air ney, def, Ã§eng, ud, tanbur, kanun ve mutrip gibi yedi farklÄ± mÃ»siki aletiyle mÃ¼nazaraya giriÅ&#159;mektedir. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin diÄ&#159;er eserleri arasÄ±nda SÃ¢á¸³Ä«nÃ¢me adÄ±yla birÃ§ok defa basÄ±lan eser FarsÃ§a divanÄ± iÃ§inde de yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r (Ankara 1962, s. 674-712).

**3. EnÃ®sÃ¼â&#128;&#153;l-á¸³alb:** 134 beyitlik FarsÃ§a bir kasidedir. AslÄ±nda bu kaside HÃ¢kÄ&#129;nÃ®-yi Å&#158;irvÃ¢nÃ®â&#128;&#153;nin Baá¸¥rÃ¼â&#128;&#153;l-ebrÃ¢r adlÄ± kasidesine bir nazÃ®redir. AynÄ± kasideyi EmÃ®r HÃ¼srev-i DihlevÃ® â&#128;&#156;Mirâ&#128;&#153;Ã¢tÃ¼â&#128;&#153;s-safÃ¢â&#128;&#157;, Molla CÃ¢mÃ® â&#128;&#156;CilÃ¢Ã¼â&#128;&#153;r-rÃ»hâ&#128;&#157; adlÄ± manzumeleriyle tanzÃ®r etmiÅ&#159;lerdir. XVII. yÃ¼zyÄ±lda Nefâ&#128;&#152;Ã® de â&#128;&#156;EnÃ®sÃ¼â&#128;&#153;l-uÅ&#159;Å&#159;Ã¢kâ&#128;&#157; adlÄ± doksan yedi beyitlik bir manzumeyle aynÄ± kasideye nazÃ®re yazmÄ±Å&#159;tÄ±r. Kaside Ã¶nce Cafer ErkÄ±lÄ±Ã§ tarafÄ±ndan tercÃ¼mesiyle birlikte yayÄ±mlanmÄ±Å&#159; (Ä°stanbul 1944), daha sonra FarsÃ§a divan yayÄ±mÄ±nÄ±n iÃ§inde kasideler kÄ±smÄ±nda yer almÄ±Å&#159;tÄ±r (Ankara 1962, s. 17-31).

**4. RisÃ¢le-i MuÊ¿ammeyÃ¢t:** FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Ã§oÄ&#159;u FarsÃ§a, bir kÄ±smÄ± da TÃ¼rkÃ§e hayli muammasÄ± vardÄ±r. Muamma hakkÄ±nda bilgi veren ve 190 adet FarsÃ§a muammayÄ± toplayan bu eser, Å&#159;airin kÄ±rk adet TÃ¼rkÃ§e muammasÄ± da eklenerek Kemal Edip KÃ¼rkÃ§Ã¼oÄ&#159;lu tarafÄ±ndan yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r (â&#128;&#156;RisÃ¢le-i MuammeyÃ¢tâ&#128;&#157;, *DTCFD*, VII/1 \[1949\], s. 61-109).

**5. Rind Ã¼ ZÃ¢hid:** Mistik bir gÃ¶rÃ¼Å&#159;le kaleme alÄ±nan eserde, FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin eski edebiyatÄ±n sÄ±nÄ±rlÄ± imkÃ¢nlarÄ± iÃ§inde bir dereceye kadar da olsa kendi dÃ¼nya gÃ¶rÃ¼Å&#159;Ã¼nÃ¼ yansÄ±ttÄ±Ä&#159;Ä± sÃ¶ylenebilir. ZÃ¢hid bir baba ile rind oÄ&#159;lu arasÄ±ndaki tartÄ±Å&#159;malarÄ± ihtiva eden bu mensur eserde rind Å&#159;airin gÃ¶nlÃ¼nÃ¼, zÃ¢hid de dÃ¼Å&#159;Ã¼ncesini temsil etmektedir. Eser Ã¶nce Tahranâ&#128;&#153;da yayÄ±mlanmÄ±Å&#159; (1275), tenkitli neÅ&#159;ri Kemal Edip KÃ¼rkÃ§Ã¼oÄ&#159;lu tarafÄ±ndan yapÄ±lmÄ±Å&#159;tÄ±r (Ankara 1956). Rind Ã¼ ZÃ¢hidâ&#128;&#153;i SÃ¢lim Efendi TÃ¼rkÃ§eâ&#128;&#153;ye tercÃ¼me etmiÅ&#159;tir (Ä°stanbul 1285).

**6. á¸¤Ã¼sn Ã¼ Ê¿AÅ&#159;á¸³:** Genellikle á¹¢Ä±á¸¥á¸¥at u MaraÅ¼ olarak tanÄ±nan esere RÃ»hnÃ¢me adÄ±nÄ± verenler de bulunmaktadÄ±r. TasavvufÃ® ve alegorik mahiyetteki eserde ruh ve beden iliÅ&#159;kisi sembolik olarak ele alÄ±nmaktadÄ±r. Bu eser FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin eski tÄ±p ilmine vukufunu gÃ¶stermesi bakÄ±mÄ±ndan Ã¶nemlidir. KahramanlarÄ± hÃ¼sn, aÅ&#159;k, ruh, kan, safra, balgam, sevda, mizaÃ§, sÄ±hhat, dimaÄ&#159;, maraz ve perhiz olan eserde derviÅ&#159;in sÃ¼lÃ»kte ilerleyerek fenÃ¢fillÃ¢ha eriÅ&#159;ebilmesi iÃ§in neler yapmasÄ± gerektiÄ&#159;i anlatÄ±lÄ±r. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin bu eseri FettÃ¢hÃ®â&#128;&#153;nin á¸¤Ã¼sn Ã¼ Dil adlÄ± eserinden etkilenerek yazdÄ±Ä&#159;Ä± sÃ¶ylenmektedir. á¸¤Ã¼sn Ã¼ Ê¿AÅ&#159;á¸³, M. Ali NÃ¢sih tarafÄ±ndan SefÃ¢retnÃ¢me-i RÃ»á¸¥ adÄ±yla yayÄ±mlandÄ±Ä&#159;Ä± gibi (Mecelle-i ArmaÄ¡Ä&#129;n, XI \[Tahran 1309 hÅ&#159;.\], s. 418-424, 505-517) Necati Lugal ile Osman ReÅ&#159;er tarafÄ±ndan da mÃ¼stakil olarak neÅ&#159;redilmiÅ&#159;tir (Ä°stanbul 1943). Eseri Lebib Efendi TÃ¼rkÃ§eâ&#128;&#153;ye Ã§evirmiÅ&#159; (Ä°stanbul 1282), kitapÃ§Ä± Ahmed Hamdi de bunun sadeleÅ&#159;tirilmiÅ&#159; bir baskÄ±sÄ±nÄ± yapmÄ±Å&#159;tÄ±r (Trabzon 1327). SÄ±hhat ve Maraz adÄ±yla yapÄ±lan son tercÃ¼me ise (Ä°stanbul 1940) AbdÃ¼lbaki GÃ¶lpÄ±narlÄ±â&#128;&#153;ya aittir.

### ****Fuzuliâ&#128;&#153;nin** ArapÃ§a Eserleri**

**1. DÃ®vÃ¢n:** Sadece Hz. Muhammed ve Hz. Ali vasÄ±flarÄ±nda sÃ¶ylenmiÅ&#159; on bir kaside ile bir hÃ¢timeden meydana gelen 470 beyitlik bu kÃ¼Ã§Ã¼k eser mÃ¼rettep bir divan niteliÄ&#159;i gÃ¶stermediÄ&#159;i halde bu adla anÄ±lmÄ±Å&#159;tÄ±r. AnlaÅ&#159;Ä±ldÄ±Ä&#159;Ä± kadarÄ±yla bu Å&#159;iirler FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin ArapÃ§a divanÄ±ndan bazÄ± parÃ§alardÄ±r. Ã&#135;Ã¼nkÃ¼ gerek SÃ¢dÄ±kÄ« gerekse BursalÄ± Mehmed TÃ¢hir, Lebib Efendiâ&#128;&#153;den naklen FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin ArapÃ§a bir divanÄ± olduÄ&#159;unu belirtirler. Hatta abartarak bunun 30.000 beyit (3000 \[?\]) ihtiva ettiÄ&#159;ini sÃ¶ylerler. Eser Ã¼zerinde Ã§alÄ±Å&#159;an Ä°brÃ¢him DakÅ«kÄ« de eldeki Å&#159;iirlerin esas divanÄ±n parÃ§alarÄ± olduÄ&#159;u kanaatindedir. FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin ArapÃ§a Å&#159;iirleri Ã¼zerinde duran Bertels, bunlarÄ±n Arap Å&#159;iirinde kayda deÄ&#159;er bir mevki alabilecek durumda olmamakla beraber Arap dilinin bÃ¼tÃ¼n Ã¶zelliklerini aksettirdiÄ&#159;ini belirtir. Bu Å&#159;iirler Hamit AraslÄ± tarafÄ±ndan yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r (Mehemmed FuzÃ»lÃ®: Eserleri iÃ§inde, BakÃ¼ 1958, s. 285-324).

**2. [Maá¹­laÊ¿uâ&#128;&#153;l-iÊ¿tiá¸³Ä&#129;d](https://islamansiklopedisi.org.tr/matlaul-itikad) fÃ® maÊ¿rifetiâ&#128;&#153;l-mebdeÊ¾ veâ&#128;&#153;l-meÊ¿Ã¢d:** Ä°nsanÄ±n ancak bilgi edinmek suretiyle kÃ¢inatÄ±n sÄ±rlarÄ±nÄ±, baÅ&#159;langÄ±Ã§ ve sonunu Ã¶Ä&#159;renerek TanrÄ±â&#128;&#153;ya ulaÅ&#159;abileceÄ&#159;ini anlatan mensur bir eserdir. FuzÃ»lÃ® burada Ã¶nce bilgiden ve onu elde etmenin yollarÄ±ndan sÃ¶z etmekte, daha sonra kÃ¢inatÄ±n baÅ&#159;langÄ±cÄ± ve insanÄ±n mahiyeti gibi konularÄ± ele almaktadÄ±r. BunlarÄ± da Allahâ&#128;&#153;Ä±n zÃ¢tÄ±, sÄ±fatlarÄ±, fiilleri, gÃ¼zellik ve Ã§irkinlik, hayÄ±r ve Å&#159;er bahisleri takip etmektedir. Ã&#150;nce ArapÃ§a Å&#159;iirleriyle birlikte Hamit AraslÄ± tarafÄ±ndan yayÄ±mlanan eser (BakÃ¼ 1958), Ã¶nsÃ¶z ve notlar ilÃ¢vesiyle Muhammed TancÃ® tarafÄ±ndan neÅ&#159;re hazÄ±rlanarak M. Esad CoÅ&#159;an ve Kemal IÅ&#159;Ä±kâ&#128;&#153;Ä±n tercÃ¼meleriyle beraber yayÄ±mlanmÄ±Å&#159;tÄ±r (Ankara 1962).

FuzÃ»lÃ®, TÃ¼rk edebiyatÄ±nda Å&#159;iirleri dinÃ® ve lÃ¢dinÃ® tÃ¼rlerde bestelenen Å&#159;airler arasÄ±nda en Ã¶nde gelmektedir. Halen notasÄ± elde bulunan, bilinen ve icra edilen 100â&#128;&#153;den fazla eser FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin gÃ¼ftelerinden seÃ§ilmiÅ&#159;tir. Bunlar arasÄ±nda, â&#128;&#156;Beni candan usandÄ±rdÄ± cefÃ¢dan yÃ¢r usanmaz mÄ±â&#128;&#157; gÃ¼ftesi on defa, â&#128;&#156;Ã&#150;yle sermestim ki idrÃ¢k etmezem dÃ¼nyÃ¢ nedirâ&#128;&#157; mÄ±sraÄ± ile baÅ&#159;layan Å&#159;iir ise sekiz defa Ã§eÅ&#159;itli formlarda bestelenmiÅ&#159;tir. HÃ¼seyin Sadettin Arel, FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;iirlerinden Ã§oÄ&#159;u gazel formunda olmak Ã¼zere en fazla beste yapan sanatÃ§Ä±dÄ±r (Ã&#150;ztuna, II, 550-551). GÃ¼nÃ¼mÃ¼z bestekÃ¢rlarÄ±ndan Bekir SÄ±tkÄ± Sezgin ve CinuÃ§en TanrÄ±korur gibi tanÄ±nmÄ±Å&#159; kiÅ&#159;ilerin beste Ã§alÄ±Å&#159;malarÄ±nda FuzÃ»lÃ®â&#128;&#153;nin Å&#159;iirlerini gÃ¼fte olarak seÃ§meleri, onun tesirinin halen sanat muhitlerinde devam ettiÄ&#159;ini gÃ¶stermesi bakÄ±mÄ±ndan dikkat Ã§ekicidir.



- AÃ§Ä±klama:  HenÃ¼z bir aÃ§Ä±klama girilmemiÅ&#159;.

  [  Sonraki makale: 404  Sonraki  ](/genel/404)  

  ![close popup button]() Ã&#151;  ![close popup button]() Ã&#151;[![FuzÃ»lÃ® Twitler Kitap - Cerrah GÃ¼ner FuzÃ»lÃ® - Ä°nciler, domuzlar ve yapbozun parÃ§alarÄ±...](/images/banners/fuzuli-twitler-kitap-foto-680.jpg "FuzÃ»lÃ® Twitler Kitap - Cerrah GÃ¼ner FuzÃ»lÃ® - Ä°nciler, domuzlar ve yapbozun parÃ§alarÄ±...")](https://www.kitapyurdu.com/kitap/fuzuli-twitler/665374.html "FuzÃ»lÃ® Twitler Kitap - Cerrah GÃ¼ner FuzÃ»lÃ® - Ä°nciler, domuzlar ve yapbozun parÃ§alarÄ±...")

### FuzÃ»lÃ® Twitler

Ä°nciler, domuzlar ve yapbozun parÃ§alarÄ±...



\- Cerrah GÃ¼ner FuzÃ»lÃ®

[KitabÄ± Ä°ncele](https://www.kitapyurdu.com/kitap/fuzuli-twitler/665374.html "FuzÃ»lÃ® Twitler Kitap - Cerrah GÃ¼ner FuzÃ»lÃ® - Ä°nciler, domuzlar ve yapbozun parÃ§alarÄ±...")
```json
{"@context":"https://schema.org","@graph":[{"@type":"Person","@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/Person/base","name":"Fuzûlî","url":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/","logo":{"@type":"ImageObject","@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/ImageObject/logo","url":"images/cgfuzuli-250x250.jpg","contentUrl":"images/cgfuzuli-250x250.jpg","width":250,"height":250},"image":{"@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/ImageObject/logo"},"sameAs":["https://twitter.com/cgfuzuli","https://www.facebook.com/fuzuli"]},{"@type":"WebSite","@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/WebSite/base","url":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/","name":"Fuzûlî Divanı","publisher":{"@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/Person/base"},"potentialAction":{"@type":"SearchAction","target":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/arama?q={search_term_string}","query-input":"required name=search_term_string"}},{"@type":"WebPage","@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/WebPage/base","url":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/genel/fuzuli-hayati-eserleri?tmpl=markdown","name":"Fuzuli, Hayatı, Eserleri - Fuzûlî Divanı","description":"16. yüzyıl Osmanlı dönemi şairi Fuzuli kimdir, hayatı, kişiliği, eserleri hakkındaki bilgiler nelerdir? Gazeller, Kasideler ve Mukattaat sitemizde okuyun.","isPartOf":{"@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/WebSite/base"},"about":{"@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/Person/base"},"inLanguage":"tr-TR"},{"@type":"Article","@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/com_content/article/331","name":"Fuzuli, Hayatı, Eserleri","headline":"Fuzuli, Hayatı, Eserleri","inLanguage":"tr-TR","thumbnailUrl":"images/genel/fuzuli/fuzuli.jpg","image":"images/genel/fuzuli/fuzuli.jpg","isPartOf":{"@id":"https://fuzuli.cgfuzuli.com/#/schema/WebPage/base"}}]}
```
